Acun Ilıcalı’nın hayatına hançer gibi saÄŸlanan iki trafik kazasını biliyor muydunuz ?”Var mısın Yok musun” programıyla dikkat çeken Acun Ilıcalı, bir trafik kazasında anne babasını kaybetti.

Aynı trafik kazasında kızı ÅŸans eseri kurtulan Ilıcalı’nın, kullandığı motosikletle yaptığı kazada ise en yakın arkadaşı öldü.
Ayda 200 YTL’ye televizyon muhabirliÄŸine baÅŸlayan, ÅŸimdi ise ekranların en çok kazanan “Var mısın, Yok musun” yarışma programının yapımcısı ve sunucusu olan Acun Ilıcalı, bu noktaya geliÅŸ hikayesini ve baÅŸarısının sırrını Kelebek’le paylaÅŸtı.
Röportaja sizi daha yakından tanıyarak baÅŸlayalım…
- 1969 yılında Edirne’de dünyaya geldim. Çok yaramaz bir çocuktum. Tam bir sokak çocuÄŸu… Sigara içmeye ilkokul beÅŸinci sınıfta baÅŸladım, düşünün iÅŸte! Acayip bir ÅŸeydim. Benden iki yaÅŸ büyük Ömer adında bir aÄŸabeyim var. O, okul birincisi, örnek bir çocuk. Edirne’de, İtalyan Lisesi’ni kazanan tek öğrenciydi. Ailem için ben de o kadar baÅŸarılı olmalıydım.


Oldunuz mu peki?


- Evet… Hiç kimsenin beklemediÄŸi bir ÅŸeydi, Kadıköy Anadolu Lisesi’ni kazandım. Ama çok parlak bir öğrenci deÄŸildim. Her yıl 10 dersten ikmale kalır, yıl sonunda hepsini verir, sınıfımı geçerdim. Yani sınıfın en kötü, Kadıköy Anadolu Lisesi’nin en baÅŸarısız öğrencisi bendim. Ama dediÄŸim gibi hiçbir yıl sınıfta kalmadım. Nasıl kalmadım; öğrenim hayatında gelmiÅŸ geçmiÅŸ en büyük kopyacı benimdir herhalde.


Üniversiteye gittiniz mi?


- İngilizcem iyi olduÄŸu için İstanbul Üniversitesi İngilizce ÖğretmenliÄŸi Bölümü’nü kazandım. Hem de üç kez… Ama üniversite hayatım, 7 yılın sonunda mezun olmadan bitti. Zaten 19 yaşında da evlendim. Evlendikten sonra kızım dünyaya geldi. Kızım doÄŸduktan 9 ay sonra da ailemi kaybettim. O andan itibaren de zor yıllar baÅŸladı iÅŸte.


Trafik kazasında kaybettiniz ailenizi, değil mi?


- Evet, Bodrum’a tatile gidiyorlardı. Kızım Banu da onların yanındaydı. Babam sakin sakin konvoyu sollarken, bir anda karşısına 180’le gelen bir araç çıkmış ve kafa kafaya çarpışmışlar. Annemle babam orada rahmetli olmuş. Kızım ise kurtulmuş. Sadece vücudunda 18 kırık vardı. Hepsi de iyileşebilecek kırıklardı, nitekim 4 ay sonra da eski sağlığına kavuşmuştu.


Çok fena…


- Bu dünyada, bundan daha büyük bir acı olamaz herhalde. Öyle bir acıydı ki, kızımın yaÅŸamasına sevinememiÅŸtim bile. Banu’nun o kazadan saÄŸ çıkması gerçekten mucizeydi. Ben o yüzden kızıma “mucize çocuk” derim.


Şimdi kaç yaşında Banu?


- 17 yaşında…


Maşallah. Peki, bu korkunç olaydan sonra hayatınızda neler değişti Acun Bey?


- Kalbimdeki sızı hiç geçmiyor. Ben o olaydan sonra tam bir yıl evden dışarı çıkmadım. Kimseyle görüşmek, hiçbir ÅŸey yapmak istemiyordum. Hep arkadaÅŸlarım eve geliyordu. Ben de sürekli onlarla oyun oynuyor, futbol izliyordum. Benim bu durumuma eÅŸim daha fazla dayanamadı ve boÅŸanmak istediÄŸini söyledi. Ona göre benden pek bir ÅŸey olmayacaktı. Ve boÅŸandık. Her ÅŸey o kadar üst üste gelmiÅŸti ki. Deli gibiydim… Tam dibe vurmuÅŸtum yani…


Dibe vurduktan sonra ne oldu da yeniden yükselmeye başladınız?


- Kanal D’nin genel müdürü olan İrfan Şahin, yeğenimin en yakın arkadaşıydı. Dolayısıyla çocukluğumu bilir. O dönem İrfan Ağabey, Show TV’de mali kontrolördü. Bir gün onu ziyarete gittim. Beni İlker Yasin ile tanıştırdı ve stajyer kadrosundan ayda 200 YTL’ye spor servisinde işe başladım. İki ay sonra da çıkartıldım. Fakat birkaç ay sonra İlker Bey beni yeniden işe aldı. Ama devamlı topun ağzındaydım.


Ne zaman, nasıl yırttınız?


- BeÅŸiktaÅŸ maçlarına gittikten sonra… BeÅŸiktaÅŸ muhabiri olduktan sonra bir anda sporcular ile samimi oldum, sıcak diyaloglar içinde bulundum. Bu samimiyetten dolayı bütün futbolcularla özel röportajlar yapmaya baÅŸladım ve bir anda yıldızım parladı. Parlamamla beraber Åžansal Büyüka’nın yanına, Televole’ye maaşımın yedi katına transfer oldum. Televole o zaman futbol magazindi. İşte bu program benim hayatımın dönüm noktası oldu. Çünkü futbol dünyasından ünlüler dünyasına transfer oldum. Kimseyi satmadığım, samimi olduÄŸum için sanat dünyasında da çok özel iÅŸler yaptım. Derken Televole içerisinde kendime ait bir bölümüm oldu ve o bölüm için bir süre sonra dünyayı dolaÅŸmaya baÅŸladım. 105 ülke gezdim ve bu arada bir kez daha evlendim. EÅŸim Zeynep’ten de iki kızım daha var. Bir 3.5 yaşında Leyla, diÄŸeri 6 aylık Yasemin. Yani üç kız babasıyım


Peki… “Acun Firarda” programıyla birlikte yapımcılığa da baÅŸladınız. Åžimdi de “Var mısın, Yok musun?” u yapıyorsunuz. Yeni projeler var mı?


- Gittiğim ülkelerde hep TV izlerdim. Dolayısıyla beğendiğim, zevk aldığım programları Türkiye’ye getirdim. Baktım ki benim zevk aldığım işlerden herkes zevk alıyor, program seçimlerini de ona göre yaptım. Yeni bir proje var mı, belki bir tane daha bir şey yaparım. Ama büyümek istemiyorum. Butik kalacağım. Yoksa bugün 10 proje yapar, 10 kat para kazanırım.


OYUNCULARLA OLMAZ
Son programınız “Var mısın, Yok musun?” ile yine zirvedesiniz. Biliyorsunuz aynı formatı “Büyük Teklif” olarak Halit Ergenç de sunmuÅŸtu. Ama beklenen baÅŸarı yakalanamadı. Sizce neden?


- Ben Halit Ergenç’i başarısız bulmam. Çok önemli bir karakter oyuncusu. Fakat dizilerde oynayan insanların, reality show sunmasına karşıyım. Çünkü ekran başındakilere çok inandırıcı gelmiyorlar.


KOLUMDA 36 DİKİŞ VAR


Ailemi trafik kazasında kaybedip, sonrasında ilk eÅŸimden boÅŸanınca ben de ipler tamamen koptu. Herkesin bir gün öleceÄŸini, hayatın anlamsız olduÄŸunu düşünerek ölümden hiç korkmadan yaÅŸamaya baÅŸladım. Gidip motosiklet aldım. Sonra büyük bir kaza geçirdim. BaÄŸdat Caddesi’nde… Bir araba soldan gelip çarptı. Arkamda da yakın arkadaşım vardı. O da o kazada vefat etti. Benim ise sol kolum kırıldı. 36 dikiÅŸli bir ameliyat geçirdim ve koluma platin takıldı.


Hürriyet / Kelebek