!f İstanbul AFM Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali boyunca İstanbullular, uluslararası festivallerde gösterilmiş, aralarında Oscar adaylarının da yer aldığı 70 filmi izleme fırsatı bulacak.

Hit Filmler: Uluslararası platformlarda ve gösterildiği diğer ülkelerde çok ses getiren yeni yapımlar.

* Broken English:
Ünlü yönetmen John Cassavates’in kızı Zoë’nin ilk ciddi yönetmenlik denemesinde kült oyuncu Parker Posey neredeyse ışıldıyor. Sundance ve Moskova film festivallerindeki gösterimiyle büyük ses getiren film 30’lu yaşlarında aşkı sorgulayan kadınlar hakkında.

* You, the Living:
İstanbul’da da dünyanın birçok büyük kentinde olduğu gibi birçok meraklısı olan İsveçli yönetmen Roy Anderson sevmek, sevilmek, hayatı yaşamak ve hayata dayanmak gibi insan hallerine farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyor.

* Lars and the Real Girl:
Efsanevi televizyon dizisi Six Feet Under yazarı Nancy Oliver’den alışılmadık bir aşk ve tutku öyküsü. Bu aşkın kahramanları ise Oscar adayı yetenekli Ryan Gosling ve bir adet şişme bebek.

* Once:
İngiliz yönetmen John Carney’nin bu 150,000 dolarlık filmi kendisine uluslararası şöhretin yanı sıra düzinelerce ödül kazandıran bir modern müzik ve aşk masalı. Steven Spielberg’e göre “son yıllarda karşımıza çıkan en ilginç filmlerden biri”.

* Inland Empire:
David Lynch’in tarif edilemez dünyasına bir kez daha hoş geldiniz. Ünlü aktris Nikki Grace, kariyerinin en iyi rolüne hazırlanmaktadır. Ancak filmin, gizemli cinayetleri ile hatırlanan eski bir Polonya filminin yeni versiyonu olduğu ortaya çıktığında Nikki’nin hayatı da sonsuza dek değişecektir.

* No Country For Old Men:
Bu yıl En İyi Film dalında Oscar adayı olan ve 2008 Altın Küre Ödüllerinde 3 ödül birden kazanan film, bagajında iki milyon dolar ve bolca eroin, içindeyse bir sürü ölü adamla dolu bir kamyonet bulan Lewelyn Moss’un hikayesini anlatıyor. No Country For Old Man, sadece günümüz Amerikan suç dünyasına değil, diğer yandan İncil’e bile göndermeler yapabilen ve tabloid bir gazetenin manşetleri kadar günlük ve eski temaları da gözler önüne seriyor.

* Southland Tales:
Donnie Darko’nun yönetmeninden 2006 Cannes Film Festivali gösterimi sonrasında adından en çok söz ettiren yapımlardan biri olan Southland Tales, izleyicileri ve eleştirmenleri adeta ikiye bölen etkileyici bir yapım. Film gerek The Rock, Sarah Michelle Gellar, Mandy Moore ve Justin Timberlake gibi yıldız oyuncuları gerekse Moby’nin özel olarak hazırladığı müzikleriyle dikkatleri çekiyor. Richard Kelly’nin bu yeni filmi tıpkı Donnie Darko gibi Cumhuriyetçileri hop oturup hop kaldıracak türden.

* Sicko:
Amerikanın hem en sevdiği hem de en çok nefret ettiği adam Michael Moore yeniden birilerinin canını sıkmak için kolları sıvamış. Benim Cici Silahım ve Fahrenheit 9/11 ile dünya çapında ünlenen yapımcı/yazar/yönetmen Moore, ABD’nin vatandaşlarına sağlık sigortası hakkı vermeyen dünyadaki tek gelişmiş ülke oluşunu komik ama aynı zamanda dokunaklı bir belgesel haline getirmiş.

* Exiled:
Yıl 1999. Çin idaresi altında yeni bir döneme adım atan eski Portekiz sömürgesi Makau’da geçen bu macerada, ‘bir otel lobisi, bir fahişe ve altınla dolu çantalardan oluşan bir bilmecenin çözülmesi gerekmektedir. Usta yönetmen Johnnie To’dan her saniyesi nefes kesen, zeki ve alaycı bir film.

* In The Valley Of Elah:
Hepsi ayrı ayrı Oscar ödüllerini silip süpürmüş bir ekipten etkileyici bir drama. İlk yönetmenlik denemesi Crash ile sürpriz bir şekilde Oscar heykelciğini kucaklayan Paul Haggis yine aralarında Tommy Lee Jones, Charlize Theron ve Susan Sarandon gibi yıldız oyuncularla dolu bir ekibi aynı sette buluşturmayı başarmış. 2007’de Venedik ve Toronto film festivallerindeki peş peşe gösterimleriyle dikkatleri çeken film, örnek bir asker olan Mike Deerfield’in görev için gittiği Irak’ta esrarengiz bir şekilde kayboluşuna odaklanıyor.

* Just Like Home:
Ev Gibi, güvensizliğin, cinsel ve duygusal bastırılmışlığın, yalnızlığın, mahrem arzuların ve iğreti sırların filmi. Lone Scherfig’in insan ruhunu olduğu gibi gözler önüne serebilme yeteneği, filmin tüm karakterlerini ve toplu nevrozlarını oldukça keyifli bir tonda anlatıyor. Yeni Başlayanlar İçin İtalyanca ve Wilbur Kendini Öldürmek İstiyor’un ardındaki yumuşak bakışlı yönetmen, en komik haliyle karşınızda.

* My Winnipeg:
Hayatının tümünü, yani 50 senesini, Winnipeg’de geçiren film yapımcısı Guy Maddin’den doğduğu şehrin portresi. Yönetmen Winnipeg’in hala onu büyülediğini, büyüsüyle zaman zaman boğduğunu ve her adım attığında şaşırttığını söylüyor. Çocukluğundan bu yana Winnipeg’in aslında sihirli bir ilham perisi olduğunu düşünen Maddin’den dikkat çekici bir yapım.

* The Puffy Chair:
Küçücük bir minibüsün içinde üç kişi ve dev gibi mor bir pofuduk koltuk nasıl yolculuk edebilir? Pofuduk Koltuk şimdiden yeni nesil bağımsız Amerikan sinemasının öncü filmlerinden biri olarak kabul ediliyor. Küçük detayların dünyasında hayat ve aşk hakkındaki soruların cevabını arayan, samimiyeti ve incelikli mizah anlayışı ile vurucu olmayı başaran bir film.

* Eagle vs Shark:
Lily McKinnon hamburgercide çalışan, ortama uyum sağlayamadığı için dışlanan biraz tuhaf bir kız. Sosyal beceriksizliği diz boyu olan Jarrod ise toplum içerisinde bir türlü aradığı saygıyı bulamayan bir video oyun şampiyonu. Sundance Film Festivali’nde gönüllere taht kuran bu tuhaf karakterlerin aşkı, tıpkı Wes Anderson filmleri gibi öldüresiye komik ama aynı zamanda yürek burkabilen nadir filmlerden.
Sesli Yaşam: İçinden müzik geçen ve içine müziğin işlediği filmler.
* Joy Division:
1970’lerin efsane topluluğu Joy Division grubunun efsanevi basçısı Peter Hook İstanbul’da grup hakkındaki en son belgeseli sunacak. Manchester post-punk dünyası Grant Gee’nin farklı bakışıyla gözler önüne seriliyor.

* Sigur Ros - Heima:
İzlanda’nın Bjork’ten sonra dünyaya en büyük armağanı olan Sigur Ros’un 2006 yaz turnesine odaklanan belgesel, bu utangaç grubu hayranlarıyla ilk defa bir filmde buluşturuyor.

* Scott Walker:
30 Century Man / Scott Walker: 30 Yüzyıllık Adam: Radiohead, Blur gibi isimlerin en fazla ilham aldıkları müzisyen Scott Walker için hazırlanmış olan belgesel, sanatçının hayranları kadar onu tanımayanlar için de bir başyapıt niteliği taşıyor.

Meksika Dalgası: Paramparça Aşklar, 21 Gram, Babil gibi filmlerle son yılların en iddialı ülke sineması olan Meksika, ünlü oyuncular Gael Garcia Bernal ve Diego Luna gibi isimlerin ülkelerine dönüp film üretimine yönelmeleriyle ivme kazandı. Son yılın en heyecan verici Meksika filmleri bu bölümde.

* Deficit:
Meksika sinemasının en büyük yıldızlarından Gael Garcia Bernal, yine kamera karşısında ancak bu kez aynı zamanda ilk kez yönetmen koltuğunda. Toronto Film Festivalinde ilgiyle karşılanan film, farklı sınıflardan iki grubun bir aile buluşması için bir araya gelişini anlatıyor.

* La Zona:
Toronto ve Venedik film festivallerinden ödüllerle dönen ve ayakta alkışlanan film, Meksika’nın başkentinde zengin site hayatı süren bir grup insanın, sonu kanla biten basit bir hırsızlık olayı ile nasıl dönüştüğünü anlatıyor. Meksika’daki -Türkiye’ye çok benzeyen- sınıf çelişkisi üzerine çarpıcı bir yapım.

Yaşama Sanatı: Zen ve sufi felsefesi ile yoğrulmuş yaşam dersleri.
* How To Cook Your Life:
Meşhur bir aşçı olmanın yanı sıra Zen rahibi olan Edward Espe Brown, yemek sanatının içinden geçerek günlük hayata dair aradığınız ipuçları veriyor.

* Annie Leibovitz:
A Life Through A Lens: Fotoğrafını çektiği kişiler kadar ünlü bir sanatçı olan Amerikalı fotoğrafçı Annie Leibovitz, ilk kez yaratıcılığı, işi ve özel yaşamıyla kamera karşısında.

Fantastik Filmler: Animasyon, çizgi roman ve benzer dünyaların yansımaları.
* Vexille:
Yarattığı büyüleyici atmosfer ile beyaz perdede izlenmeyi sonuna kadar hak eden bu yeni Japon animasyonu, Escape from New York, Dune ve The Ghost in the Shell gibi klasiklere bir saygı duruşu niteliğinde.

* The Amazing Lives of the Fast Food Grifters:
Kült mertebesindeki Ghost in the Shell’in yönetmeni Mamoru Oshii neredeyse tamamen deneysel bu projesinde, Japonya yemekleri üzerinden tarih dersi yaratıyor. Afiyet olsun!

Gökkuşağı: Farklılıklarımız ve farkındalıklarımız üzerine filmler.
* Otto; or Up with Dead People:
Kült ve kitsch yönetmen Bruce La Bruce anlatıyor. Otto adındaki genç, yakışıklı ve eşcinsel bir “Zombi”nin ağzından, kapitalizmin beraberinde getirdiği azgın tüketim ve materyalizmden kaynaklanan yalnızlık, boşluk ve yabancılaşma hakkında kanlı ve modern bir masal…

* Itty Bitty Titty Committee:
Liseden yeni mezun olmuş Anna kendini bir anda radikal feministlerden oluşan bir grup lezbiyenin içinde bulur. South by Southwest Film Festival’inde En İyi Film ödülünü kazanan çok eğlenceli bir komedi.

* Water Lilies:
Fransız yönetmen Céline Sciamma’dan 15 yaşındaki üç genç kızın hayalleri, cinselliği keşfi ve yüzme havuzu üzerine ilginç bir deneme.

Gezegen, İnsan: Yaşadığımız dünya ile ilgili söyleyecek sözü olan filmler.
* The 11th Hour:
Dünyanın en sevilen aktörlerinden Leonardo Di Caprio’nun sesiyle, kuraklık, açlık, ezip geçen fırtınalar, asit yağmuru, tarihin en yüksek ısı kayıtları. İnsanoğlu tüm bu felaketlerden sağ kurtulmayı başarabilecek ve bu yap bozu çözebilecek mi? Amerikalı yönetmenler Leila ve Nadia Conners’dan çevre ve çevrecilik üzerine…

* Taxi to the Dark Side:
Masum bir Afgan taksi şöförünün işkenceyle öldürülmesini çıkış noktası olarak alan ve Amerika’da yılın en çok konuşulan belgesellerinden biri olan bu film, Amerika’nın Orta Doğu politikasının gerçek yüzünü ortaya koyuyor.

* Who Killed The Electric Car:
Geçtiğimiz yıl bir çok film festivalinde gösterilip dikkatleri üzerine çeken film, 1996’da General Motors tarafından piyasaya sürülen EV1 adlı çevre dostu, elektrik ile çalışan arabanın hüzünlü öyküsü. Bu sevimli elektrikli arabayı kim, neden öldürdü? EV1’in esrarengiz ölümü sarsıcı sonuçlarıyla araştırılıyor.

Başka Aşk: Hiç bilmediğiniz, görmediğiniz, duymadığınız, konuşamadığınız, reddettiğiniz haliyle aşk.
* Zoo:
Seattle’dan sıradan bir adamın aşk hayatına uzatılan bir büyüteç. Ancak Mr Hands sıradan bir asık değil. O bir “At”a aşık. Robinson Devor’dan Sundance Film Festivalindeki gösterimi ile olay yaratan sok edici bir yapım.

* Ploy:
Tayland sineması tuhaf bir şekilde buradayım diyor. Bir ilişki ne zaman biter? Bitmemesi için gerekli formül nedir? Fanteziler bir ilişkiyi kurtarabilir mi? Ya biraz daha ileri gidilirse? Son zamanların konuşulan yönetmenlerinden Pen-ek Ratanaruang filmi sunmak üzere İstanbul’da olacak.

!F KISALAR
Türkiye’den Kısalar seçkisinin yanı sıra, !f İstanbul yurtdışından yılın en iyi kısalarını da derleyerek izleyicilere sunuyor. Fransız usta Jean Gabriel Periot toplu gösterimi ve film festivallerinde bu yıl gösterilen en iyi kısalardan yapılan derlemeler bu bölümde.

Nöbetçi Sinema:
* Teeth:
Berlin ve Sundance film festivallerindeki gösterimleri ile duyuran Teeth, başrol oyuncusu Jess Weixler’ın müthiş performansı ile yine Sundance’de Jüri Özel Ödülünü kazandı. Zor bir hayatı olan Dawn tüm ergenlik sorunları yetmezmiş gibi bir gün vajinasında dişleri olduğunu keşfeder. Bu keşif onu korku dolu bir hikayenin tam merkezine yerleştirecektir.

!f Çocuk:
Three Robbers: Şirinlik muskası yetim Tiffany, tüm sevimliliği ile etrafa terör saçan üç hırsızı kendi teknikleriyle dize getiriyor!

* Yobi The Five Tailed Fox:
Geleceğin Hayao Miyazaki’si olarak adlandırılan genç Koreli yönetmen Lee, efsane, büyü ve bilim kurgunun buluştuğu her yaşa hitap eden sevimli bir animasyona imza atmış.

!f İstanbul biletleri çok yakında satışta!
Biletler 6-8 Şubat arasında www.mybilet.com’da indirimli ön satışa sunuluyor. Biletler 9 Şubat tarihinden itibaren ise internetin yanı sıra AFM Beyoğlu Fitaş, AFM Caddebostan Budak ve Mybilet kiosklarından alınabilir.