Deniz Uğur, 2008 yılının kendisine çok uğurlu geldiğini söyledi.

Kanal 1′in yeni dizisi “Paramparça AÅŸklar”la ekranlara dönen Deniz UÄŸur, 2008′in kendisine çok uÄŸurlu geldiÄŸini söyledi.
Yeni yılla birlikte hayatındaki her ÅŸeyin idealindeki tabloya uymaya baÅŸladığını belirten Deniz UÄŸur, “2008′den öncesini yok saymıyorum ama bu yıl benim için önemli… 35 yaşımı sabırsızlıkla bekliyordum. Çünkü kadın olmanın karizması ancak 35′ten sonra yaÅŸanır diye düşünüyordum. Ve bu halimi daha çok sevdim” dedi.

Deniz UÄŸur, uzun bir aranın ardından Kanal 1’de yayınlanan “Paramparça AÅŸklar” dizisiyle ekranlara döndü. 2008 yılıyla birlikte hayatındaki her ÅŸeyin idealindeki tabloya uyduÄŸunu söyleyen UÄŸur, “Bu yıl kendimi daha karizmatik buluyorum” diyor.

“Paramparça AÅŸklar” isimli diziyle ekrana döndünüz. Hayırlı olsun…

- Teşekkür ederim.

Diziden, rolünüzden baÅŸlayalım o zaman…

- Oradaki rolümün adı da Deniz… Deniz, çok popüler, çok baÅŸarılı bir adamla evli. Fakat adam çok bencil biri. Öyle ki dünyanın kendi etrafında döndüğünü zannediyor. Böyle bir psikolojiyle de sürekli olarak karısına, “Sen çok ÅŸanslı bir kadınsın. Benim sana sunduÄŸum olanaklardan dolayı herkes sana gıptayla bakıyor” diyor. Kadına sürekli olarak bunu aşılıyor. Ama Deniz, hiç beklemediÄŸi bir anda kocasını terk ediyor. Çünkü artık kocasının gölgesinde yaÅŸamak istemiyor. Onun ilgisizliÄŸinden de bıktığı için hiç ummadığı bir anda çekip gidiyor. Aslında kocasını sevdiÄŸi halde, sadece kocasını cezalandırmak için yapıyor bunu…

Doğru mu yapıyor sizce?

- Bana göre yanlış yapıyor. Eğer yeni bir hayata başlamaya karar verdiyseniz ve eşinizi terk ettiyseniz, dönüp arkanıza bakmayacaksınız. Halbuki o, geri dönme umuduyla, yani sadece cezalandırmak amacıyla eşini terk ediyor. Bunu da tamamen sevgisinden yapıyor. Ama hiçbir şey umduğu gibi olmayacak. Kocası ona hiç beklemediği bir şekilde davranacak. O yüzden dizinin kadın-erkek ilişkileri üzerine enteresan bir konusu var.

“Deniz”ler birbirine benziyor mu?

- İkisi de birbirine birçok yönden zıt karakterler. Deniz’in giyim tarzı, modern bir kadın oluÅŸu, anne olması bana benziyor. Ama onun dışında olaylara verdiÄŸi tepkiler ve davranış biçimi bana hiç benzemiyor. Mesela ben hiç entrikadan anlamam. Deniz, kocasını terk ederek bir anlamda entrika çeviriyor. Çünkü eÅŸinin ilgisini çekmek için gidiyor. BaÅŸka bir hesabın içine giriyor. Ben hayatta öyle hareket etmem. Çekip gitmek yerine, kalıp mücadele etmeyi tercih ederdim. Ama Deniz çekip giderek, kendisine deÄŸer verilip verilmediÄŸini anlamak istiyor. Çünkü evliliÄŸi içinde çok geri planda kalmış. Onu anlamak gerek. Tabii hataları da var. Mesela en büyük hatası, hayatını tamamen kocasına adamış olması… Oysa bir mimar ama iÅŸini bırakmış. Bu büyük bir hata. Kendisini kollaması gerekirdi.

Peki, kadın-erkek meselelerinde sizin hiç büyük hatalarınız oldu mu?

- Hayır, olmadı. Ben hep çalıştım, iÅŸimi bırakmadım. Kendi ayaklarımın üzerinde durmam gerektiÄŸini biliyorum. Ama benim şöyle bir dönemim oldu; hem çocuÄŸuma bakıyordum, hem senaryo yazıyordum, hem de oyunculuk yapıyordum. Aile büyüklerinden çok az yardım alarak hayatımı sürdürdüm. Kendi başıma her ÅŸeyi idare edebildiÄŸim bir dönemim oldu. İstenirse bu yapılıyor. Hiçbir ÅŸeyden vazgeçmek zorunda deÄŸilsiniz. Ben, hayatımda doÄŸru programlar yapıp, her ÅŸeye yetiÅŸebildiÄŸimi düşünüyorum. Enerjisini ekonomik kullanan ve doÄŸru yöneten biriyim. Aksi takdirde tek başıma onca sorumluluÄŸun altından kalkamazdım ki… Kendimden çok memnunum ve kendimi çok seviyorum. Özellikle de bu yıl… 2008’in gelmesiyle birlikte hayatımdaki her ÅŸey, idealimdeki tabloya uydu.

2008’den öncesi idealinizdeki tabloya uymuyor muydu?

- 2008’den öncesini yok saymıyorum ama bu yıl benim için önemli… Ben, 35 yaşımı sabırsızlıkla bekliyordum. Çünkü kadın olmanın karizması ancak 35’ten sonra yaÅŸanır diye düşünüyordum. Hálá da öyle düşünüyorum. O yüzden bu yıl kendimi çok beÄŸeniyorum.

35’ten önceki halinizi, duruşunuzu karizmatik bulmuyor musunuz?

- Öyle deÄŸil… İnsan doÄŸduÄŸundan itabaren karizmatikse, karizmatiktir. Bu doÄŸuÅŸtan gelen bir ÅŸeydir. Ama dediÄŸim gibi, 35 yaşımı büyük bir hasretle bekliyordum. Åžimdi kendimi daha karizmatik buluyorum. Bu karizmanın içinde seksapellik de var. Bu halimi daha çok sevdim. Sanırım bu, olgunlaÅŸmakla ilgili bir ÅŸey. İnsanın duyguları yerine oturuyor. Hayatta ne istediÄŸini daha iyi biliyorsun. Kararlarına daha çok güveniyorsun, daha saÄŸlıklı olduÄŸunu hissediyorsun. Bu fiziksel olarak da sana yansıyor. 35’ten önce çocuk gibisiniz. 35 yaÅŸ belki baÅŸkaları için özel deÄŸildir ama benim için özel ve böyle olacağını biliyordum. Belki de ben bunu çağırdım…

Hep istediğiniz, çağırdığınız şeyleri mi yaşadınız bugüne kadar?

- Sanırım… Ben bu çekim yasasına inanıyorum. Tabii çağırdığımız ÅŸeyler, her zaman olumlu ÅŸeyler de olmayabiliyor. Önemli olan, önemli ÅŸeyleri çağırabilmektir. Bir de tökezlemeden sürdürdüğün bir hayat, saÄŸlıklı bir hayat olmaz.

Tökezlediğiniz olaylardan ne ders çıkardınız?

- Sık sık tökezleyen biri olmadım. Tek önemli şey şu; kendini çok iyi analiz edebiliyorsun. Sağlıklı biriysen, neyin seni mutsuz edebildiğini görebiliyorsun. O yüzden böyle mutluyum zaten.

KENDİ GÜCÜMDEN BAŞKA HİÇBİR ŞEYE İHTİYACIM YOK

İnsan sığınacak bir liman bulup, kendini bu ÅŸekilde tedavi edebilir mi, bilmiyorum. Ben böyle bir ÅŸey yaÅŸamadım, yaÅŸamam da… EÄŸer bana sorarsanız, insanın sığınabileceÄŸi tek liman, kendi limanıdır. Ancak orada kendini tek başına tedavi edebilir. Ondan sonra güçlüyse ve cesareti varsa her ÅŸeye sil baÅŸtan, yeniden baÅŸlayabilir. Aklı ve yüreÄŸi saÄŸlam biri bunu yapar. Benim kendi gücümden baÅŸka hiçbir ÅŸeye ihtiyacım olmadı, olmayacak da…

Kendimi iyi hissediyorum

Yani iÅŸte de aÅŸkta da mutluluÄŸu yakaladınız…

- Öyle hissediyorum. 2008 uÄŸurlu geldi… Bir kere çok istediÄŸim bir televizyon projesinin içindeyim. O benim hayatımın çok önemli bir parçası. ÇocuÄŸumla ilgili çok olumlu geliÅŸmeler oldu. Åžimdi çok mutlu bir çocuk. Okulu çok iyi gidiyor, çok iyi bir yüzücü oldu. Kendi sorumluluklarını taşımayı öğrendi. Bunların hepsi bu yıl ortaya çıktı. O yüzden 2008 bana çok uÄŸurlu geldi.

AÅŸk açısından da uÄŸurlu geldi… AÅŸkı geçmeyelim deÄŸil mi?

- AÅŸkta da çok mutluyum. Benim mutluluÄŸum çok kıymetli. İnsanlara, “Bunu alın, kullanın, tüketin” demeyeceÄŸim. O yüzden geçiyorum. DediÄŸim gibi ben ÅŸu an çok mutluyum ve hep bu anda kalmak istiyorum.

Güzel bir ilişki yaşadığınız her halinizden belli. Kendinizi çok iyi hissediyorsunuz.

- DoÄŸru söylüyorsunuz…

Birkaç ay önce sizinle röportaj yaptığımda bu kadar güzel bakmıyordu gözleriniz…

- TeÅŸekkür ederim… AÅŸk, suya akseder mi? AÅŸk, gözlerine, dudaklarına, bedenine yansır. Sudaki aksine baktığın zaman, orada aÅŸkı görürsün. Demek ki aÅŸk suya aksedermiÅŸ. Mutluyum ve kendimi çok iyi hissediyorum.

Haberin Kaynağı: hurriyet.com.tr