->

Şimdiye kadar pek çok kanalda assolist aranan yarışma izledik. Bu işe TRT de el attı; Ahmet Özhan, İnci Çayırlı, Ercan Saatçi ve Hülya Avşar’ın jüri üyesi olduğu Alaturka Solist başladı. Benzer yarışmalardan şimdiye kadar bir star çıkmadı. Peki ya bundan çıkar mı? Jüri üyeleri bile pek ihtimal vermiyor
Bundan tam dört yıl önce ekranlarda popstar aranan yarışma furyası baÅŸlamıştı. Ardından türkü hatta alaturka star aramaya kadar vardı iÅŸ. Bu tip yarışmalar halen ekranlarda reyting rekorları kırıyor. TRT de bu modaya ayak uydurdu, birkaç hafta önce Alaturka Solist TRT 1’de baÅŸladı. Jüri üyeleri Ahmet Özhan, İnci Çayırlı ve Ercan Saatçi… Bir de Hülya AvÅŸar var. Kendisi bir ‘star’ olduÄŸu için olsa gerek jüri üyeleriyle röportajımıza katılmadı. Saatlerce beklememize raÄŸmen Hülya AvÅŸar’ın menajeri Serkan Bey ‘Hülya Hanım, sorularınızı telefonla yanıtlayacak’ dedi ama sözünde durmadı. İşte jürinin diÄŸer üç üyesinin aÄŸzından yarışma…
TRT ilk kez bir solist yarışması düzenliyor. Proje nasıl oluştu anlatır mısınız?
Ahmet Özhan: Daha önce biliyorsunuz Alaturka Beste yarışmamız vardı. Onun devamında da solist yarışması düşünülüyordu. Fakat o sıra TRT’de genel müdür değişikliği olunca proje yarım kaldı. İbrahim Şahin tekrar genel müdür olarak atanınca bu projenin devam etmesini istedi. Biz de çalışmalara başladık.
Peki, sizleri kim bir araya getirdi?
İnci Çayırlı: Dikkat ettiyseniz Türkiye’de şimdiye kadar böyle bir jüri oluşmadı. Rengiyle, duruşuyla ve felsefesiyle hepsinden ayrılıyoruz. Bizi de Ahmet bir araya getirdi. Teklif ona gitmiş ve jüriyi kendisinin oluşturması söylenmiş. O da bizleri seçerek jüriyi oluşturdu.
ASLA POLEMİĞE GİRMEYİZ
Alaturka Solist yarışmasını türevleriyle karşılaştırırsak programınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
İ.Ç: TRT’yi ve Alaturka Solist yarışmasını kesinlikle başka kanallarla ya da başka programlarla karıştırmamak lazım. Çünkü biz hepsinden ayrı bir formattayız. Ayrıca duruşumuzla, kültürümüzle, sevenlerimizle, bizi izleyenlerle ve emeğimizle çok ayrı bir yerdeyiz. Sonuçta özel kanalların daha çok reytinge ve popülariteye ihtiyacı var ve bunun için de ellerinden geleni yapıyorlar. Bunlara ihtiyacımız yok.
Yani reytinge ihtiyacınız yok…
A.Ö: Her kanalın, her programın ve her sanatçının arzusudur kendini sevdirmek… Ve izlenmek…
Ercan Saatçi: TRT kendi sevdirme adına ya da reyting uğruna bel altı konulara girmez. TRT her zaman seviyelidir. Yani reyting uğruna saçma sapan şeyler yapmaz.
Diğer yarışmalardan farkınız ne olacak?
E.S: Yarışmacıların ne özel hayatına ne de başka konulara gireceğiz. Sonuçta tek bir amacımız var; o da Türkiye’nin yeni assolistini bulmak. Bunun dışında gereksiz tartışmalara polemiklere girmeyeceğiz. Tartışacağımız tek şey de yarışmacıların performansları olacak.
Ama diğer yarışmalara baktığımızda çoğu yarışmacıların özel hayatlarına da giriyor. Bu durum insanlar tarafından merak edildiği için de reytingleri yükseliyor.
İ.Ç: Dikkat ederseniz, televizyonda birçok yarışma var. Fakat bu yarışmalardan ortaya çıkan bir kişi dahi yok. Ben de buna üzülüyorum. Yani bu kadar emekten sonra bir kişi dahi olsa kurtulmalı ya da piyasada yerini almalı diye düşünüyorum.
ASSOLİST KÜPE DE TAKABİLİR
Sizce bir assolist nasıl olmalı? Örneğin küpe takabilir mi? Ya da blue jean giyebilir mi?
A.Ö: Bir assolist nasıl olmalıyı belli kriterlere sokmamak lazım. Zorlamamak lazım. Mesela Türk Sanat Müziği okuyan bir erkek asla küpe takamaz ya da kot giyemez diye kurallar koyamazsınız.
İ.Ç: 54 yıldır bu işi yapıyorum. Bu zamana kadar da ne kılık kıyafetimden ne saçımdan ne de makyajımdan taviz verdim. Önemli olan temelinizin sağlam olması, yaptığınız işin takdir görmesi ve kendinize güvenmeniz. Küpe takmalı mı? Bir assolisttir bakarsınız saçı uzun, küpe takmış, blue jean giymiş. Ama bu demek değildir ki herkes bunu yapmalı ya da yapabilir. Ama öyle kılık kıyafetler de var ki düşünmek bile istemiyorum.
Yarışmanın ödülü 100 bin YTL. Birinciye albüm de yapacak mısınız?
A.Ö: Hayır, albüm yapılmayacak. Sadece 100 bin YTL para ödülü verilecek. Ama tabii program bittikten sonra TRT birinciye albüm yapmak isterse o da onun tercihi olur.
Bu yarışmadan bir assolist çıkacak mı?
A.Ö: Onu göreceğiz. Çünkü kişinin ışığı ne zaman parlar bunun zamanı belli olmuyor. Belki yarışma sonunda çıkmaz ama ileriki dönemlerde kendini geliştirerek bunu başarabilir.
E.S: Assolist falan çıkmaz. Ben hiç ihtimal vermiyorum.
Bir şey olamayan ‘Mağdurum’ demesin
Yarışmalar bittikten sonra geride psikolojisi bozulmuÅŸ gençleri görüyoruz. MaÄŸdur oluyorlar…
Ercan Saatçi: Türkiye’de yapılan yarışmaların bir kısmında arka planda, bir kısmında ise ön plandaydım. Hem kızlar hem de erkekler yani yaşı başı ne olursa olsun kurtulmanın ya da kolay yoldan şöhret olmanın yolunu bu tarz yarışmalara katılmakta buluyor. Sanıyorlar ki çok para kazanacaklar. Elemelere gelenleri görmeniz lazım. Çok enteresan isimler katılıyor. CHP Samsun İl Başkanı’ndan tutun da 80 yaşındakine kadar herkes elemelere geldi. ‘Sen bir bürokratsın. Senin ne işin var elemelerde?’ dediğimizde bize ‘Gönlümde şarkı söylemek vardı’ diyor. Bunları görünce de çok sosyolojik ve psikolojik durumlarla karşı karşıya kalıyoruz. Onun içinde yarışmadan sonra bir şey olamayan arkadaşlar televizyonlara çıkıp ‘Mağdur olduk’ diye konuşmasınlar.
O zaman böyle yarışmalar kaldırılsın, mağdurlar da ortadan kalksın. Ne dersiniz?
E.S: Bizim yarışmamızdaki kriterlerde aile yaşantısı, özel hayat gibi dillendirilecek şeyler yok. Biz nasıl şarkı söylenir, nasıl durulur, adaba bakarız. O yüzden bizim yarışmamızda mağdur da olmaz, psikolojisi bozulan da. Çoğu aday da böyle bir şeyin olmayacağını bildiği için başvurdu. Kaldı ki gelen bütün adaylar konservatuar mezunu. Hepsi işin ehli.
Jüriyi Ahmet Özhan kurdu
Jüriyi siz kurmuşsunuz. Jürideki isimleri hangi kriterlere göre seçtiniz?
Ahmet Özhan: Kalite açısından İnci Çayırlı, sanat hayatı çizgisi hem hem hoca hem klasiklere emek vermiş hem de bu çizgisini popülerlikle de paralel götürmüş istisna bir kişi. Onun olmaması söz konusu bile değildi. Ercan Saatçi, Türk Müziği Devlet Konservatuarı mezunu. İnci Hanım’ın öğrencisi, hem genç kuşaktan hem kültürlü hem de yapımcı. Yani seçilecek insanın taşıması gereken özellikleri halka takdim etme yeteneklerine sahip biri. Hülya Avşar, kendisi de bir star olduğu için seçilecek kişideki starlığı da en iyi gözleyebilecek, eleştirebilecek, yargılayabilecek bir kişi.
Ercan, Hülya ve Ahmet’in ismini duyunca geldim
Daha önceki jüri deneyiminizde kötü anlar yaşadınız. Tekrar jüri üyeliği yapıyorsunuz. Nasıl ikna oldunuz jüri olmaya?
İnci Çayırlı: Benim belli bir kişiliğim var. Burada kabul etmemdeki en büyük etkenlerden biri de programın TRT’de olmasıydı. Çünkü geçmişiyle geleceğiyle hayatımda büyük bir yeri var TRT’nin. Ahmet’in olması da büyük bir etkendi. Yine tabii Ercan’ın ve Hülya’nın da olacağını duymam da kabul etmem için yeterli oldu. Ayrıca olmam gerektiğini de hissettim. Çünkü bir yorumun TRT’de nasıl olduğunu da göstermek istedim. Bir de artık Türkiye’de bu seçimi yapabilecek çok az sayıda insan kaldı.
Kaynak: Stargazete.com
