Bıçak Sırtı’nın finalini izlerken beynimde iki farklı fikir çarpışıyordu. Bir tarafım, “Fazla uzamadan, yalpalamadan, zamanında yayından kalkması iyi oldu” derken, öte yanım “Bunca kalitesizliÄŸin içinde Bıçak Sırtı erken final yapacak dizi miydi?” diye soruyordu. Daha önce de reyting alamadığı için vaktinden önce yayından kalkan dizilerin “sözde” finallerine çokça ÅŸahit olmuÅŸtum. O bölümlerin sadece adı “final”di. Yapımcısı, senaristi, yönetmeni sıradan bir bölümün köşesinde “final” yazmasını yeterli görmüşlerdi. Ama Bıçak Sırtı daha ilk karelerinde gözümüze çarpan kalitesini ve özenini, hiç yeise kapılmadan, hiç “adam sen de” demeden, son karesine kadar sürdürmeyi bildi. İzleyicilere ÅŸanına yakışır, “gerçek” bir finalle veda etti. Selim ReÅŸat Bey’in “asil” feragati, Orhan’ın küçük Murat’ı gerçek babasına kendi eliyle teslim ederken verdiÄŸi duygu yüklü mesaj, Numan’ın Leyla’ya biriktirdiklerini adeta “yanardaÄŸ patlaması” gibi göğe savurması, GüneÅŸ’in hamileliliÄŸi ile varissiz kalan hanedana yeni bir güneÅŸin doÄŸması, Orhan ile Serra’nın, Selim ReÅŸat Bey ile Gönül Hanım’ın oya gibi iÅŸlenmiÅŸ duygulu diyalogları, Ali’nin Nisan’a buram buram samimiyet kokan mektubu… Her ÅŸey ama her ÅŸey bir ipek halı gibi ilmek ilmek, özenle dokunmuÅŸtu. Ama gelin görün ki bu film tadındaki dizi ekranda tutunamadı. Zira bizim az geliÅŸmiÅŸ ekran coÄŸrafyamızda kalite hiçbir zaman cezasız kalmazdı… (Yüksel AytuÄŸ)

Kaynak:Sabah.com.tr