Usta tiyatrocu Müjdat Gezen, “Türkiye’de tiyatro bitiyor” tartışmalarına inat sahne için yeni öğrenciler yetiştirmeye devam ediyor. Hem de duruşundan hiç taviz vermeden…

Türk tiyatrosunun usta ismi Müjdat Gezen’in sahne tozu yutmasının üzerinden tam 55 yıl geçti. Bir ilkokul piyesiyle başlayan tiyatro sevdası ara vermeden sürüyor. 1990 yılında kurduğu Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nden mezun ettiği yüzlerce öğrencisi ise onun gurur kaynağı. “Çıtayı hiç düşürmedik” diyor.

Müjdat Gezen son iki yıldır Digitürk Çocuk Tiyatrosu’nu da yönetiyor. Geçen hafta da Digitürk Çocuk Tiyatrosu’nun ‘Yetenek Yarışması’ vardı. Yetenek yarışmasının yapıldığı Müjdat Gezen Tiyatrosu’na gittik. Elemeler bittikten sonra demli bir çay eşliğinde büyük ustayla koyu bir sohbete daldık. Önce Digitürk Çocuk Tiyatrosu hakkında konuştuk. Yetenek yarışmasıyla ilgili olarak usta oyuncu şunları söyledi: “Sınava girmek için yaşları 9 ila 14 arasında değişen yüzlerce çocuk önce birer mektup yazdı. Mektubun konusu ise neden tiyatro eğitimi almak istedikleriyle ilgiliydi. İlk elemelerden sonra finale kalan 50 öğrenci yeteneklerini sergiledi. Kimi şiir okudu, kimi bir skeç sergiledi. En başarılı bulduğumuz 10 öğrenci ise Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde 1 ay kurs almaya hak kazandı. Bir bakıma tiyatro yaz kampı bu. Başarılı olanlar tiyatro yolculuğuna başlamış oldu.”

Müjdat Gezen politik duruşunu her daim sergilemiş bir sanatçı. Kimi zaman bir ödül töreni sonrası yaptığı konuşmada kimi zaman sahnelediği oyunlarda kimi zamansa verdiği röportajlarda bu tutumundan hiç taviz vermedi. Biz de Müjdat Gezen’le gündemi masaya yatırdık. Ankara havasının yoğun olduğu sohbetimiz sırasında da Gezen, bol bol Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kulaklarını çınlattı…

Gündem yoğun… Son olarak Anayasa Mahkemesi’nin türbanla ilgili verdiği karar ve sonrasında kopan fırtına var. Anayasa Mahkemesi’nin türban kararını nasıl yorumluyorsunuz?

Başbakan çok kızdı karara. Milli iradeden söz etti. Milli irade yüzde 47 ise Başbakan’ın yüzde 53’ün tarifini yapması gerekir. Merak ediyorum, nasıl yapacak bu tarifi. Başbakan “Meclis tatil yapmayacak” dedi. Peki bunu söylerken muhalefete sordu mu? Hayır. Çünkü Başbakan Meclis olarak sadece AKP’yi görüyor. Sonra da “Yargı yasamaya müdahale etti” dedi. O cümleyi söylediği anda Başbakan yargıya müdahale etti. Anayasa Mahkemesi tam tersi bir karar verseydi ne olacaktı? Aptal mıyız biz? Aptalız aslında da bu kadar aptal yerine konmak onurumuza dokunuyor. Ayrıca “Demokrasi trendir, tramvaydır” diyen bir Başbakan’ın yargı yasamaya müdahale etti sözleri inandırıcı gelmiyor.

Hükümetle yıldızınızın barışmadığı çok açık.

Hükümetle ilgili şöyle bir meselem var. 65 yıl içinde birçok hükümet gördüm. Ama Cumhuriyet tarihinde ilk kez bu hükümet aralarında Genelkurmay, Danıytay, Anayasa Mahkemesi ve üniversitelerin de bulunduğu tüm kurumlarla kavgalı. Kavga etmediği bir tek Cumhuriyet kurumu yok. Başbakan’a sorarsanız, bütün kavgalarında haklı. Sürekli kendini haklı gören bir başbakanın kontrol altına alınması gerekir. Böyle bir düşünce olamaz.

Edip Akbayram, AKP’li belediyenin konserine çıkmadı…

En doğrusunu yaptı. Hepimiz özen gösteriyoruz. Zor durumda olmama rağmen Kültür Bakanlığı’nın yardımını reddettim. Bakan Ertuğrul Günay aradı, “Sen benim gençlik idolümdün” dedi. Olsun. Borç buldum çalışanlarımın maaşlarını ödedim. Ama bu yardımı kabul etmedim.

Teke Tek programında türbanlı bir genç kızın yaptığı “Humeyni’yi seviyorum, Atatürk’ü sevmiyorum” açıklamaları büyük tartışma yarattı. Ne diyorsunuz bu açıklamayla ilgili olarak?

Bir bireyin Atatürk’ü sevmeme hakkı olabilir. Ancak Atatürk’ü mukayese ettiği kişi Humeyni olursa, o bireyin tedavi altına alınmasında yarar görürüm. Mahkumiyet yerine, tedavi gerektirir bu durum.

Üniversitelerde de türban krizi devam ediyor.

Genç kızların üniversiteye giderken türban takıp takmamaları umrumda değil. Somut olarak kurumların bazı kuralları vardır. Orduevleri der ki, “Çember sakalla giremezsin” ve çember sakallıysan oraya giremezsin. Üniversiteler diyor ki “Türban gibi bir simgeyle üniversiteye giremezsin.” Girmezsin olur biter! Yapılan ne biliyor musun? “Biz senin kurallarına uymayız, ama siz bizim kurallarımıza uyacaksınız!” Bu bir dayatmadır. Benim annem de başörtülüydü. Ama hiçbir zaman ona başörtüsünün siyasi simge olduğu söylenmedi. O da bu amaçla takmadı başörtüsünü. Peki bugün durum böyle mi?

Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne türbanlı bir öğrenci başvursa?

Başvurmaz.

Diyelim ki başvurdu? Ne yapacaksınız?

Şöyle bir sıkıntı doğar. Bir tiyatro oyunu oynayacak. O oyunu da genç kızımız türbanlı oynayamaz. N’apacak, çıkaracak mı türbanını? Onu sorarım bir kere. Ha dersi ki “Rahibeyi oynayacağım, benim türbanımla rahibe kıyafeti benzer.” Bak o zaman olabilir.

Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt haykırıyor. “Telefonlarım dinleniyor, izleniyorum” diye. Siz de dinlendiğiniz duygusuna kapıldınız mı?

Üç kere hapse girmiş biri olarak, zamanında dinlenmiş olabilirim. Takip de edilmiş olabilirim. Ama telefonumun dinlenmeye değer olduğunu düşünmüyorum. Yine de siyasi bir şeyler konuşuyorsam telefonda, önce dinleyene -ki varsa öyle biri- ana avrat küfür ediyorum. Sonra sözlerime devam ediyorum.

BU OKULUN KAPISINDAN TORPİL GİREMEZ

Müjdat Gezen Sanat Merkezi bir oyuncu fabrikası gibi. Prestiji de her geçen gün artıyor. Neye borçlusunuz bu durumu?

18 yıl oldu. Yüzlerce öğrenci mezun ettik. Hepsi de çok başarılı. Ekim ayında da Ankara’da şubemiz açılıyor. Başarıyı en çok şuna borçluyuz. Bir gün eşim “Yeğenim, senin sanat merkezinde sınava girmiş” dedi. “Sonucu n’olmuş?” dedim. “Kaybettti” dedi. “Daha önce niye söylemedin bana” deyince, “Söylesem n’olcaktı. Ne yapacaktın ki?” dedi. “Hiçbir şey”dedim. Kadir Has Üniversitesi’nde Tiyatro Okulu Başkanı’yken tiyatro sınavları yaptık. Telefonum çaldı, arayan Can Has: ”Bir öğrencimiz sınava girmiş, kazanamamış Müjdat Bey. O kişi yakınımızdır. Bir şey yapamaz mısınız?” diye sordu. “Yapamam” dedim. “Müjdat Bey, ben Can Has” dedi tekrar. “Kadir Has da olsanız fark etmez” dedim. Eğer Kadir Has Üniversitesi’ne torpille de giriliyor dedirtecekseniz tamam, o öğrenciyi de alalım. ’’Ben anladım sizi” dedi, telefonu kapadı. Ama bu tür istekler devam edince bölümdeki 18 hocayla birlikte istifa ettik. İşte Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin başarısının sırrı bu.