Sinemanın 70′lik çınarı Aram Gülyüz, Yılmaz ErdoÄŸan’ın aktörlüğünü beÄŸenmediÄŸini söyledi. Gülyüz: Yazdığı her ÅŸeyin içine kendisini de katardı; rolü olmayan senaryo yoktu..

Türk Sineması’nın en renkli simalarından olan, erotik filmlere de ‘AyÅŸecik’ serilerine de damgasını vuran usta yönetmen Aram Gülyüz, ÅŸimdilerde sinemadaki 50. yılını kutluyor. Gençken, ne sinema sektörüne girmeyi ne de yönetmen olmayı düşünen Gülyüz, koleji bitirdikten sonra İngiltere’ye gitmiÅŸ. Kore Savaşı sırasında Türkiye’ye dönüp orduya katılmış ve cephede Halit RefiÄŸ ile aynı çadıra düşmesiyle de kaderi deÄŸiÅŸmiÅŸ. O gün bugündür film çekiyor. AyÅŸecik serisinin, Ajda’lı Öztürk Serengil’li filmlerin, ‘Çekilin Aradan Hüseyin Baradan’ın efsanevi yönetmeni sinemasını Esquire dergisine anlattı.

* Yeni bir film projesi üzerinde çalıştığınızı duyduk. Kınalı Ada’nın çekimlerine baÅŸladınız mı?
139 tane sinema filmi, 30′da dizi çektim; ilk kez yönetmenlik yapacakmışım gibi hissediyorum. Film, 25 yıl önce evlenip ABD’ye yerleÅŸen bir çift, orada hem çok zengin hem de bir kız çocuÄŸu sahibi oluyor. Kızları 20 yaşına geldiÄŸinde, Budist bir rahiple evleneceÄŸim diye tutturuyor ve bunun üzerine baba, Kınalı Ada’ya damat bakıyor.

* Erotik filmler furyasında en çok izlenen çalışmanız hangisiydi?
‘Hasan Almaz, Basan Alır’ en çok izlenen filmimdi. Ama Türk Sineması’ndaki erotik furyasını ikiye ayırmak lazım. Araya pornografik çekimler serpiÅŸtirilen filmler bir yanda; benim çektiÄŸim türden, bol dekolteli, seksüel esprileri söze dayalı, Aydemir AkbaÅŸlar’ın, Salih Güneyler’in oynadığı bütçeli, geniÅŸ kadrolu filmler diÄŸer yandaydı. Benim filmlerim müstehcen fıkralar gibiydi, pornografik deÄŸildi.

* Sizce Türkiye’nin en iyi kadın oyuncusu kim?
Yasemin Yalçın. Sürahi karakterini, kadrodaki Ece adında uzun boylu bir kız oynayacakken, “Benim Almanya’dan aldığım, hiç takmadığım bir gözlüğüm var, onu kullanayım. Sürahi’yi ben oynayayım. Ece de gelini oynasın” dedi. Seti durdurduk, Yasemin’in AtaÅŸehir’deki evine gidildi, gözlük alındı ve Sürahi Hanım efsanesi ortaya çıktı.

* Yılmaz ErdoÄŸan yazmıyor muydu Sürahi’yi?
Hayır, Gani Müjde’nin yazı ekibinden Kemal Kenan yazıyordu. Yılmaz, bir süre sonra ekipten ayrıldı. Nedeni, Yasemin için yazdığı ‘Otogargara’ydı.

* Sonra Demet AkbaÄŸ ile oynadılar…
Çünkü Yılmaz ErdoÄŸan baÅŸrol oynamak istiyordu. Aktörlüğünde de iÅŸ yoktur. Ama çok hevesliydi. O dönem her yazdığı ÅŸeyin içine kendisini de katardı; yani rolü olmayan bir senaryo elinden çıkmazdı. ‘Otogargara’ oyunu geldiÄŸinde Yasemin dedi ki: “Bak Aram AÄŸabey, yine kendine rol yazmış, beni basamak yapmaya çalışıyor.” Teklifi kabul etmedi ve iÅŸ Demet’e gitti.

* Ünlü olmak isteyen veya beraber çalıştığınız kadınlardan biri yükselmek için rejisörün yatağından geçmeye kalktı mı?
Kimse bana böyle bir teklifle gelmeye cesaret edemedi. Çalıştığım insanlarla arama her zaman mesafe koymayı bilirdim. Bu nedenle, benim sinema hayatımda, ne erotik filmler döneminde ne de televizyonda kimse yükselmek için yatağımdan geçmek zorunda kalmadı.

* Çalıştığınız isimler arasında size en çok ‘illallah’ dedirten kimdi?
Ben hiç kimseye kızmadım, kimseyle münakaÅŸa etmedim. Eskiden insanlar, ne kadar serseri ruhlu olsalar da YeÅŸilçam’ı çok ciddiye alır, iÅŸe geç kalmazlardı. Sadece Mesut Engin gibi her fırsatta içenler vardı.

Tam 48 yıllık hayat arkadaşını kanser hastalığı yüzünden kaybeden ünlü yönetmen Gülyüz, eÅŸi Gönül Gülyüz ile nasıl tanıştığını ÅŸu cümlelerle anlattı: “Bir film çekimi sırasında, profesyonel bir dansçı gerekti ve konservatuvardan gönüllü bir bale öğrencisi yolladılar. O balerin, ilk görüşte aşık olduÄŸum eÅŸimdi… İnsanlar, ‘Ölenle ölünmez’ diyorlar ama onun yokluÄŸuna alışmak çok zor. İyi ki köpeÄŸim var yoksa bu süreç beni daha çok etkilerdi.” Gülyüz sinemadan çok da fazla para kazanamadığını da büyük bir samimiyetle anlattı: “Açıkçası sinemadan pek fazla bir ÅŸey kazanmadım. Evet, prodüktörlük yapmak gibi bir hataya da düşmeme raÄŸmen, sinema bana fazla bir ÅŸey katmadı. Olanı da eÅŸimin tedavi sürecinde harcadık. (EÅŸi 9 yıl boyunca kanser tedavisi gördü.) Bu evde kiracıyım. Büyük oÄŸlum Ferdi ile yaşıyoruz. O, geceleri çeÅŸitli mekanlarda DJ’lik yapıyor, görüşemiyoruz.”

* ‘Tatlı Kaçıklar’, ‘Yasemince’ gibi uzun soluklu televizyon dizileri yönettiniz. Yeni bir dizi çekmeyi düşünüyor musunuz?
Aslında dizi çekmek istemiyorum; ama belki filmimi finanse edebilmek için çekerim. Bu iş, iyice ayağa düştü. Zaten bir keyfi yoktu. Son dönemde yaptığım işlerden ben de memnun değilim. Yurtdışında her şey altı ay önceden belliyken, bizde kameraman dizinin konusunu 20 bölüm sonra öğreniyor.

* ‘Tatlı Kaçıklar’ setiniz olaylıymış….
Evet. Oradaki en düzgün oyuncu Cango’ydu (Rafet’in köpeÄŸi). Komedi yaptığınızda sizin de biraz matrak olmanız lazım ki onu satasınız. Biz, Mehmet Ali (Erbil) ile sürekli doÄŸaçlama yapardık. O, sette de normal yaÅŸamında da deli bir adamdır; aynı babası gibi!

* Bir dönem, Ajda Pekkan ile çok film çektiniz. O dönemden hatırladığınız hoş anekdotlar var mı?
Benim en çok çalıştığım kadın oyuncu Ajda’dır. 10 numara insandır, çok matrak kızdır, çok severim onu… Bir seferinde, Melek Film ile Saner Film; Ajda Pekkan, İzzet Günay, Vahi Öz, Mualla Sürer ve benimle anlaÅŸtı. 1 lira alıyorsak 1.5 lira aldık ve iki filmin çekimlerini aynı anda yaptık. Bir yandan içeride Mualla ve Vahi’yi çekiyor, bir yandan da dışarıda İzzet ve Ajda’yı çekiyordum. Böylece iki film bir haftada bitti. Ajda’nın ÅŸarkıcı yönünün ağır basacağı o günlerden belliydi. Her zaman çok güzel bir kadındı ve her zaman kendini yenilemeyi bildi.

Kaynak: Sabah.com.tr